Müslüman Türklere Uygulanan Doğum Kontrolü

Çin hükümeti, Doğu Türkistan'da Müslüman Türk nüfusunun artmasına engel omak için, "doğum kontrolu kanunu"nu acımasızca uygulamaktadır. Bu kanuna göre sehirlerde oturanların 2 köylerde oturanların 3 ten fazla cocuk sahibi olmaları yasaktır. Bu yasağa uymuyanlar çok ağır cezalara çarptırılmaktadır. Geniş kırsal kesimlerde yasağa uymuyan kadınlara; hiçbir tedbir alınmadan toplu kürtaş operasyonları yapılmaktadır. Hamile kadınların çocukları karınlarında çocukları zorla çıkarılarak öldürülmektedir. Kural dışı doğan çocuklara isim verilmemekte, vatandaşlık hakkı tanınmamaktadır. Dini inaçları gereğ, yönetimin bu konusaki yasaklarına karşı gelenler ise hapsedilmektedir. 1991 yılına Hoten vilayetinin Karakaş ilçesinde zorunlu kürtaja tabi tutulan annelerin sayısı 18.765'tir. Bu rakam ilçede anne adaylarının %49'unu teşkil eder. Doğum yasağını tam kontrol edebilmek için 1992'de bu bölgeye 432 Çinli memur tayin edilmiştir.

Nükleer Denemeler ve Çevre Sorunu

Çin'in en büyük nükleer merkezi ve deneme alanı Doğu Türkistan'dadır. Hükümet hiçbir koruyucu tedbir almaksızın, bölgede nükleer denemeler yapmaktadır.

1964'ten bu yana 11'i yeraltında olmak üzere bugüne kadar (bilinen) 46 nükleer deneme yapılmıştır. En son nükleer deneme ise 1996 yılının Ağustos ayı içinde gerçekleştirilmiştir.

Atom denemeleri sonucunda; çevre kirlenmekte, tabiat ve ürünler tahrip olmakta, halk çeşitli hastalıklara yakalanmakta, çocuklar ise sakat doğmakta yada ölmektedir... Bu tehlike ve tehdit karşısında halk tamamemn savunmasız ve korunmasızdır. Sebze ve meyve çeşitlerinde azalma ve radyoaktif etkiler görülmektedir. Nitekim; batı ülkelerinin çin'den ithal ettikleri Doğu Türkistan menşeyli kuru yemişlerde radyasyon tespit etmeleri üzerine Doğu Türkistan kaynalklı ürünlerin ithalini yasaklamaları, bunu bir kanıtıdır. En son gelen haberler göre kavun ve karpuzların bir elma kadar küçüldüğü öğrenilmiştir. Ayrıca çin hükümeti hiç çekinmeden diğer ülkelerin nükleer artıklarını ve çöplerini ekonomik menfaat karşışığı kabul etmiş ve bu konuda antlaşmalar imzalamıştır.

Komünist Yönetimin Din Politikası

1949'da komünist rejimin Doğu Türkistan'a girmesiyle, yeni bir terör ve baskı rejimi başlamıştır. Dini veciblerin yerine getirilmesi yasaklanmış, ibadet yerleri, dini ve milli eğtim yapan okullar, medreseler kapatılmış, kutsal dini kitaplar yakılmış, ulemalar ve yurdun ileri gelenleri tutuklanmış, çoğu öldürülmüştür. Genel Vali Burhan Şehidi 1952'de çoğu din adamlarından oluşan 120.000 kişinin idam edildiğini açıklamıştır.

Mao'nun ölümünden sonra uygulanan "açık yumuşama" politikası Doğu Türkistan Müslümanlarına bir ölçüde milli ve dini höşgörü içinde yaşama imkanı vermiştir. Bu ortamı fırsat bilen Müslüman halk 1980'li yıllarda yıkılan camileri onarmaya, yakılan kutsal kitapları temine çalışmışlardır. Ancak bu hoşgörü dönemi kısa sürmüş, yeniden dini faliyetler yasaklanmış; okullar, mederseler kapatılmış, hocalar talebeleriyle birlikte hapsedilmişlerdir.

Çin komünist partisi merkez komitesi'nin "şincang'ın İstikararının Korunması" hakkındaki çok gizlilik dereceli 19.3.1996 tarihli kararında din ve eğitimle ilgili maddeler şöyledir :

"Dini faliyerler mutlaka devletçe kontrol edilmelidir. Bütün özel dini eğtim kurumları kapatılmalıdır. ÇKP üyelerini dini faliyetlerle uğraşmaları kesinlikla yasaklanmalıdır. Halk kesinlikle dini prpagandalara karşı korunmalıdır. ÇKP faliyetlerine katılmayanlar derhal partiden ihraç edilmelidir.

Bilim adamları, öğretim üyeleri, ve öğrencilerin karşılıklı müdaleleri işlemlerine süratli bir şekilde ve kesin olarak son verilmeli; Şincang'daki her kademede, herçeşit eğitim ve öğretim kurumlarında her ne şekilde olursa olsun yabancı temasların ders olarak okutulması , budan böyle kesinlikle yasaktır. Şincang'dan dış ülkelere gönderilecek öğrenciler kesinlikle titiz bir şekilde seçilmelidir. Seçilenler parti yolunda sadık olmaları için uyarılmalıdır; öğretim masraflarını kendileri karşılamak suretiyle yurt dışında öğrenim görecek öğrencilere kesin olarak sınıflamalar getirilmelidir. Şingcang'daki ilk ve orta derceli okulların dış ülkelerde ayni seviyediki okullar ile ilişkiler kurmaları da kesinlikle yasaklanmalıdır. Yukarıdaki prensiplere uymayan öğretim kuruluşları kesinlikle kapatılacak, okulun idarecileri ve öğretmenleri sert bir şekilde cezalandırılacaklardır."

Öte yandan İslam Ülkeleri'ne açılmak gayesiyle; bu ülkelere hoş görünmek için, büyük şehirlerde birkaç cami süsleyip ibadete hazır tutarak aldatmaca tedbirler almaktadır. Hacca, hükümetçe seçilen kişiler gönderilmektedir. Hacı kafileleri onar kişil gruplar halinde tertiplenmekte olup, her grubun başında bir komünist sorumlu bulunmaktadır. Dış ülkelerden özellikle İslam Ülkleri'nden kitap, dergi gibi basılı ve video bantı gibi görüntülü dökümanların girmesi yasaktır.

Tüm baskılara ve din alhtarı propagandalara rağmen 46 yıldır Doğu Türkistan'da "Allahu Ekber" diyen ezan sesleri susturulamamıştır...

Doğu Türkistan halkı; çinliler'den sosyal ve kültürel ilşkilerden nefret edercesine kaçınarak pasif mukavametin en iyi örneklerini vermekte, imkan ve fırsta buldukça da tepkilerini aktif olarak göstermektedirler.

1953,55,57,62,67,69,70 ve 85 ile 1989 yıllarında vuku bulandini ve milli hareketler dünya basınıda yankılar uyndırmıştır... 1990 yılında yüzlerce mücahidin şahadetiyle son bulan "Barın Ayayklanması" ve nihayet 4 Şubat 1997 tarihinde Gulca'da başlayıp, ülkenin birçok kesimleride sirayet eden milli direniş hareketleri, Doğu Türkistan'da Müslüman Türk'ün asırlardır kökleşen dini ve milli inançlarının sökülüp atılmayacağını gösteren bir cevaptır.

Netice itibariyle, tüm baskılara rağmen insanlık şeref ve haysiyetiyle asla bağdaşmayan ağır bir esaret ve müstemleke zihniyetinin uygulandığı Doğu Türkistan'da 26 milyonu aşkın bir Müslüman Türk toplumu varaolma mücadlesini sürdürmektedir.

Dogu Türkistanda uygulanan Iskence ve Ölümler