Türk Birliği İle İlgili Yapılan Çalışmalar

 

XX. yüzyılın ilk yarısında iki büyük savaş gören dünya, yaşanan felaketlerden ders alarak ikinci yarısından itibaren birleşme yollarına girdi. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, OECD, NATO ve AGİK gibi çeşitli organizasyonlar kuruldu. Bu organizasyonların asıl amacı, savaş tehlikesine karşı birbirlerini korumak, kollamaktı. Ekonomik kalkınma ikinci plandaydı.

 

90’lı yıllarda Doğu Bloğu (Komünizm yanlısı) ülkeler bir bir dağılmaya başladı. Ve genişlemek isteyen Avrupa Birliği bu ülkelerin birçoğunu kayıtsız şartsız birliğe dahil etti. Doğu Avrupa’daki devletlerin birliğe girmesiyle gelecekleri güvence altına alınmıştı. Oysaki 1990 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla ortaya çıkan Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan, Azerbaycan gibi Türk Cumhuriyetleri yalnız bırakılmak istendi. O halde Türk Dünyası 250 milyonu bulan nüfusuyla Türkiye'nin sorumluluğu altındadır. Türkiye üzerine düşen görevi yapmakta fakat bu süreç çok yavaş ilerlemektedir. Türk Birliği ile ilgili ilk atılımlar başlangıçta tüm Türk dünyasında sevinçle karşılansa da, bu organizasyonun kurulumu henüz netlik kazanmamıştır.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in bağımsızlığın ilanından sonra İstanbul'da yaptığı konuşma, Türk Cumhuriyetleri'nin bu beklentisini ve geleceğe yönelik umutlarını yansıtması bakımından son derece önemlidir:“Ancak bahar sellerini ne kadar engellemeye, önüne bentler çekmeye çalışırsanız çalışın, su yine de kendi yolunu açacaktır. İşte tarih nehri ile de aynısı olmuş ve ‘soğuk savaş' engelini yıkan tarih insanlık kanunlarıyla belirlenen esas yatağına dönmüştür... Halklarımız arasında karşılıklı anlayış ve güven duygusu oluştu. Dostluk etkili bir işbirliğinin en güvenilir garantisidir. Bu durum bizi umutlandırıyor

Yaklaşık 17 yıllık bir çalışmanın sonucunda neler yapılmış ve yapılmakta bir onlara göz atalım:

 

Yapılan Çalışmalar

·      En son 11. Türk Devletleri Kurultayı Kasım 2007'de yapılmıştır.

·      Karşılıklı öğrenci değişimi yoğun olarak devam etmektedir.

·      Devletin desteklediği TÜDEV ve TİKA dernekleri kurulmuştur.

·      Birçok özel dernek kurulmuştur.

·      Ortak üniversiteler kurulmuştur.

·      Çağdaş Türk Lehçeleri arasında alfabe birliği büyük oranda sağlanmıştır.

·      Çağdaş Türk Lehçeleri sözlüğü tamamlanmıştır.

·      Türk Dil Kurumu tarafından lehçeler arasında robot çeviri sistemi yapılmaktadır.

·      Türk tarihi'nin Orta Asya'da daha etkin ve doğru şekilde öğretilmesi çalışmaları yapılmıştır.

·      Moğolistan'daki anıtlar için ülkeler arası işbirliği kararı alınmıştır.

·      Askeri İşbirliğine gidilmiştir.

 

Bunların dışında özel sektöründe bu konuya katkılarını unutmayalım. Zira dünyanın dört bir yanında kurulan Sebat Okulları, özellikle Türk Cumhuriyetlerindekiler, kullandığımız Türkçenin öğrenilmesinde ve bu bölgelerde yayılmasında öncü olmuşlardır. Geçtiğmiz günlerde 6. sı yapılan Türkçe Olimpiyatlarının Türk dilini yayma açısından önemi çok büyüktür. Bir başka konu, Azerbaycan petrolünün Akdenize taşınma projesi Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattının yapılması, Türkmenistan gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması için yapılan Nabucca projesi, Kazak buğdayının Özbek pamuğuyla değiş tokuşu gibi proje ve yatırımlar yapılmaktadır.

 

Sizce yeterli mi, hayır değil!.. Bence 7 Türk Cumhuriyeti ki bunlar: Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Özbekistan, Türkiye ve Türkmenistan, aralarında sınırları kaldırmalı, gümrük birliği sağlamalı, ithalat ve ihracatlarında birbirlerine öncelik sağlamalıdır.

 

Yukarıda gördüğünüz flamayı bu birlik için düşündüm; tabi bu benim fikrim, başka düşünceleri de desteklemeye hazırım. Flamadaki her bir yıldız bir Türk Cumhuriyetini temsil eder. Dünya şekli ise, bu birliğin sadece bir kıtaya değil dünyanın tamamına aitliğini simgeler. Renklere gelince ana renk tabiî ki Turkuaz yani Türk mavisi, beyaz ise huzuru, barışı, sevgi ve kardeşliği simgeler.