SİYASİ KONJONKTÜRDE IRAK TÜRKMENLERİ

Irak osmanlı idaresindeyken üç vilayetten oluşmaktaydı. Basra ve Bağdat vilayetlerinin yanısıra günümüze kadar sorunlarla dolu olan ve bugün Kuzey ırak olarak bilinen Musul vilayetinden meydana gelmekte idi.
Başta petrol olmak üzere bir sürü zenginliklere ve çok önemli bir jeostratejik konuma sahip olan Musul vilayeti , merkezi Musul olmak olmak üzere Kerkük ve Süleymaniye sancaklarından oluşmakta idi.
Lozan andlaşması'nda Musul vileyetinin Irak ve Türkiye içinde kalması meselesi çözüme bağlanmadığı için Cemiyeti Akavam yoluyla halledilmesine gidilmiş ve Musul vilayetinin tamamı Irak'a bağlanmıştır. Türkiye hükümeti bu olayı , 5 Haziran 1926 tarihinde Irak hükümeti ile yapmış olduğu Ankara anlaşmasıyla kabul etmiştir.
Ülkede Türkmen varlığını yoketmek için uygulanan yoğun Araplaştırma politikaları son zamanlarda etnik temizlik boyutuna varmıştır.  Kerkükten uzaklaştırılan Türkmenlerin sayısı son bir yılda 1000 aileyi aşmıştır. Bunların yerine Arap aileler yarleştirilmektedir. Türkmenleri göç ettirmek ve yerlerine Arapları yerleştirme politikası çok eski bir politikadır ve Irak yönetimi tarafından yaklaşık 20 yıldır yürütülmektedir. Ancak geçen yıldan buyana bu uygulama iktidardaki Baas partisi tarafından etnik temizlik boyutuna ulaştırılmıştır.
Türkmen Siyasi Hareketi 1970'ler büyük gelişme gösterdi . Bilinçlenme süreci bu dönemde hız kazandı . Türkiye'ye tahsil için gelen öğrenci saıyısında dikkat çekici bir gelişme Bunda elbetteki refah seviyesnin yükselmesinin büyük payı vardır.19700'lerin başında türkiye'ye tahsil için gelen Türkmen öğrenxi sayısı 10-15 iken bu sayı 1975'te 80'in üzerine çıkmıştır. 1976 ve 1977 yıllarında ise sayı katlanarak yükselmiştir.1978 yılında Irak yönetimi Türkiyede öğrencilerin tahsil yapmalarını ani bir kararla yuasakladı. türkmen öğrenciler eski sosyalist ülkelere tahsil için gitmeye teşvik edildi. 1960 yılında kurulan Türkmen Kardeşlik Ocağı bir klüp hüvviyetinde faliyer göstermekle birlikte Türkmen toplumunun kültürel ve sosyal ihtiyaçlarının yanı sıra milli ihtiyaçlarınıda karşıladı. 1977'de başlayan Baas saldırganlığından nasibini alan yöneticileri, önce görevden uzaklaştırıldı. 1979 yılında tutuklandılar 1980'de idam edildirler.İdamlar devam etti. İdamlara tepki olarak 1980'de Navzang bölgesine askeri karargah kurdu. Örgüt Irak Türklerinin deklare edilmiş ilk siyasi organizasyonu özelliğini taşımaktadır. 1983'te bir araya gelen Irak'ın tüm siyasi kuruluşları örgütün ısrarlı tutumu karşısında ilk defa Türkmen haklarını kabul ederek sonuç bildrisine yazmışlardır. Siyasi konjüktürün değişmesi nedeniyle 1985 tarihinde örgüt faaliyetlerini dondurdu. 1988 yılında Irak Milli Türkmen Partisi kuruldu. Parti Bağdat rejiminin baskıcı, acımasız politiklarını dikkate alarak kendini Irak'ın Kuveyti işkal etmesinden sonra 1991 de deklere etti. Irak Milli Türkmen Partisi'nin deneyimli ve idealist yöneticilerini çabaları neticesinde dünya Türkmen varlığından haberdar oldu. IMPT yöneticileri Riyad,Beyrut ,Londra ve ABDD'de yapılan toplantılara iştirak ettiler. ABD , İngiltere gibi Irak sorunu ile yakından alakalı devletlerin başkentlerini ziyaret ederek görüşmelerde bulundular.Avrupa Parlementosu gibi önemli mahfillerde kürtlerle eşit temsil edilmeyi başardılar.
Lozan Andlaşması ve Ankara Andlaşması Türkmenlerle ilgili herhangi bir hüküm içermemektedir. Bu nedenle Türkmenler sıradan bir Irak vatandaşı muamelesi görmektedirler. Müzakereler sırasında Türkmenlerin statüleri ve haklarıyla ilgili Türk tarafının görüş ve önerileride olmamıştır.
Irak bie mozaikler ülkesidir her topluluğun alt kimliklerinin olduğu bir gerçektir.    Bu yüzden çözüm bütünlük arzetmektedir. Tercihen bir peket şeklinde olmalıdır.
Iraklı yöneticiler bu gerçeği hiçbir zaman göz önünde bulundurmadılar. Toplulukları eritme ve asimile etme yolunu seçtiler. Tarihin en korkunç jenosit ve diskiriminasyon suçlarını Irak yönetimleri işlemişlerdir.
İngilizler Irak'ı ikal ettiklerinde en büyük tepkiyi türkmenler ve şiilerden gördüler. Necef ve Kerbela da şii ulema ,gidenin müslüman gelenin ise gayri müslüm olduğu , İngilizler ile işbirliği yapmanın haram olduğu yönünde fetvalar yayınladılar. Fetvalar kısa sürede etkinlğini göstererek Haziran 1920'de Irak'ta büyük bir isyan patlak verdi. İsyan genellikle şii ve Türkmen bölgesinde odaklaştı ve bu iki kesim açıkça     Osmanlı ve Türk taraftarı olduklarını belli ettiler. İsyanın öenmli merkezlerinden talefer , Türk sınırlarına yakın olmasından dolayı Ankara hükümeti ile isyancılat teması sağlıyordu. Bu durum İngilizleri elbetteki rahatsız ediyordu. Irak'ı yönetemeyeceklerini anlayan İngiliz Iraklılardan oluşan bir hükümet kurma yoluna gittiler: 11 Ekim 1920'de ilk Irak hükümeti kuruldu ve alelacele Mekke Şerifi Hüseyin'in oğlu Faysal Irak'a getirildi. 23 Ağustos 1921 de taç giydirilerek Irak kıralı ilan edildi. Yeni hükümet İngilizlerle Irak alehinde çok agğır şartlar içeren yirmi yıl süreli bir anlaşma imazaladı. Yeni Irak devletinin temel politikası. 1920'de isyanın iki ana unsuru olan şiileri ve Türkmenleri sistemin tamamen dışına itmak olmuştur. Bunda elbetteki Kerkük Musul ihtilafınında payı vardır. Bu politika günümüze kadar devam etmiştir.
Irak'ta ilk kurucu meclis 27 Mart 1924'te ilk toplantısını yapmıştır. Kurucu meclisi iki görev beklemekteydi.  İlki Irak-İngiliz anlaşmasını onaylamak., ülkenin ana yasasını ve tabiiki seçim yasasını hazırlamaktı. Kurucu meclis hazırlanan anayasayı 10 Temmuz 19924'te kabul etti. Anayasa 21 Mart 1925'te Kral tarafından tastik edilerek yürürlüğe girdi.
1925 Anayasası Irak'in ilk anayasasıdır. Krallık döneminin kabul edilen yada tadil edilen anayasalarında , Türkmenler veya diğer etnik gruplar veya milliyetler hakkında hiçbir hükme rastlanmamaktadır.  1958 ihtilalinden sonra kabul edilen geçici anayasanın üçüncü maddesi kürt varlığını kabul ederken gene Türkmenlerden bahsetmemektedir. İsim verilmeden azınlıkların haklarının güvence altında olduğu yazılmaktadır.
Irakta Türkmenlerin varlığını kabul eden ve Türkmenlere birtakım haklar tanıyan iki önemli belge bulunmaktadır. Birincisi çok önemli oldğu için detaylı anlatacağız. İkincisi ise 24 Ocak 1970 tarihli Devrim Komite Konseyi kararıdır. Türkmen vatandaşların Kültürel Hakaları adı altındaki yedi maddeden oluşmaktadır.
İlk üç madde Türkmence eğitim ile ilgilidir. İlkokullarda Türkmence eğitim öngörmektedir. Geri kalan dört madde ise kültürel haklarla ilgilidir.  Türkmen şair ve debiyatçılar birliği'nin kurulması , Kültür Bakanlığı'nda Türkmen Kültür Müdürlüğü kurulması , Türkmence haftalık bir gazete ve aylık bir derginin çıkarılmas öngörülmektedir. Türkmence eğitim ile ilgili maddeler iki sene kısmen uygulandıktan sonra askıya alındı. Diğer dört madde ise kısmende olsa günümüze kadar uygulanmaktadır.

Irak Krallığının deklarasyonu   Irak'ta manda rejiminin sona ermesi münasebeti ile ilgili kanun

İki önemli belgeden ikincisini kısaca anlattıktan sonra birinci önemli belgeden bahsetmek istiyoruz.
Belge; Irak Devleti'nin 19932 yılında Başbakan Nuri Said'in imzası ile ayayınlanan bir deklarasyondur. Deklarasyonun başlığı ise:
Bu belge Irak Devleti'nin resmi kuruluş bidirgesidir. Irak Milletler Cemiyetine üyelik müracatında bu belgeyi eklemiştir. İçerdiği hükümlere sadık kalacağını taaahüt etmiştir.
Bu belgede Türkmenler'in varlığı ilkdefa ve resmen kabul edilmektedir ve geniş haklar tanınmaktadır. Ne yazıkki Türkmenler ve Türk Dışişleri Bakanlığı son zamanlara kadar bu önemli belgenin varlığından dahi haberdar olmamışlardır.
Deklarasyon iki bölümden ibarettir. Birinci bölüm 10 maddeden oluşmaktadır. Bu bölüm azınlıkların hakları ve temel insan hak ve özgürlükleri ile ilgili taaahütleri içermektedir. İkinci bölüm ise uluslararası anlaşmalar , devletler arası ilişkiler, Irak'ın birinci bölümde en önemli husus birinci maddedir. Madde şöyledir :
Bu bölümde ifade edilen taahütler Irak'ın temel kanınları olarak kabul edilmiştir ve hiçbir kanun tüzük ve resmi hareket bu maddelerle çelişemez ve bunlara karşı olamaz.
Hiçbirz kanun, tüzük ve resmi hareket şimdi yada ileride bunların üstüne geçemez. Diğer maddelere nazaran bu madde çok önemlidir.
Deklarsyon din, vicdan ve ibadet özgürlüğünü güvence altına almakta ,vatandaşlar arasında din , dil ve ırak ayrımı yapmamayı taahüt etmektedir.  Herkeze kendi dilinde eğitim öğretim hakkı tanınmaktadır. Irak vatandaşlarına diledikleri dilde özel görüşmeler, dini ve her türlü basın yayın hakkı verilmiş bulunmaktadır. Ayrıca azınlıklara vakıf ,dernek ve araştırma enstitüleri kurma hakkı verilmektedir. Deklerasyon Türk dilini resmi dil olrak kabul etmektedir. Mahkemeler dahil ,Türkmenlerin yaşadıkları merkezlerde , devlet dairelerinde Arapça'nın yanında Türkçe'nin kullanılmasına müsade edilmektedir. Üçüncü maddenin beşinci fıkrası ie aynen şöyledir: Arapça'nın Irak hükümetinin resmi dili olması Ve Urak hükümetinin yaptığı özel düzenlemelere aykırı olmamak sureti ile , bu deklarasyonun 9. maddesinde ifade edilen kürtçe ve Türkçe'nin kullanımı ile ilgili olarak anadilin resmi dilin dışında olam butun ırak vatandaşlarına mahkemelerde kendi dillerini yazılı ve sözlü olarak kullanabilmelerine gerekli imkanı sağlar.

8. Maddenin birinci fıkrası ise şöyledir:

1- Ana dili resmi lisan olmayan Irak vatandaşı insanların belli nispette olduğu şehir ve ilçelerde eğitim düzeni içerisinde Irak hükümeti , bu toplulukların çocuklarına ilkokullarda kendi dillerinde eğitim görebilmelerine olanak sağlar. Bu olanak sağlama Irak Hükümetinin mezkür okullarda Arapçayı mecburi dil tutmasına engel teşkil etmez. Yine sekizinci maddenin ikinci fıkrası ,azınlıların bütçe ve fonlardan yararlanmalarını öngörmektedir.

9. Maddenin 1. ve 2. fıkrası ise:

Birinci fıkranın ikinci bölümü: Bununla birlikte nüfusun çoğuluğunun  Türkmen ırkından olduğu Kerkük livasına bağlı kifri ve Kerkük kazalarında ,resmi dil Arapça ile kürtçe ve Türkçe olacaktır.

2- Irak mezkur kazalarda makul bir miktar istisnalar hariç olmak üzere devlet memurlarını her ihtimale karşılık yeterince kürtçe ve Türkçe bileceklerini garanti eder.

10. madede sie deklerasoyonda yer alan maddelerin Milletler Cemiyetinin garantisi altında olduğunu vurgulamaktadır. Cemiyet konseyinin çoğunluğunun muvakavatı olmadan hiçbir maddenin değiştirileöeyeceğini Irak yönetimi taahüt etmektedir.Böylece resmi ve çok önemli bir belgede Türkmenler'in varlığı ve temel hakları kabul edilmiştir.

Bugünkü Irak yönetimi Türkmenlerii asimile etmek ve bölgeyi Araplaştırmak için 1980'den sonra çeşitli vesilerelre başvurmuştur. Açık yerlerde Türkçe konuşmayı yasaklamakla kalmamış ,telefonla kendi ailesiyle dahi konuşanları cezalandırma yoluna gitmiştir. Yüzlerce Türkmen köy ve kasabası çeşitli bahanelelerle yıkılmış, Türkmen halkı başka yere göçe zorlanmış,Irak güneyinde yüz binlerce Arap vatandaşının Türkmen köylerine yerşleşmeleri için kendilerine karşılıksız teşvik pirimleri verilmiş ve arazi dağıtılmıştır.

1-Birçok yerleşim yerinin türkçe olan adları Arapça ile değiştirilmiştir.

2-Devrim Komuta Konseyi'nin 29 Ocak 19976 tarihli ve 41 nolu kararı ile Kerkük ilinin adı Al-Tamim olarak değiştirilmiş ve en büyük ilçesi olan Tuzhurmatu Saddam'ın doğum yeri olan Tikrit'e bağlanmıştır.

3- Yine aynı konseyin 11 Eylül 1989 tarihli ve 41 nolu kararı 8 Nisan 1984 tarihinde 418 nolu karar ile Kerkük'te Türkmenleri'in gayrı menkul satın almaları yasaklanmıştır.

4-27.09.1984 tarihinde 1081 nolu kararı ile türkmenler'in arazileri istimlak edilerek güneyden getirilen Araplara dağıtılması sağlanmıştır.

5- 2 Ekim 1981'de 1391 nolu karar ile Türkmenlerin güney illerine techir edilmeleri kararlaştırılmış , bu karar son aylarda Kerkekü'te tekarar uygulanmaktadır. Türkmenler milli kimliklerinin yok edilmesi ve ülkedeki varlıklarına son verilmesi amacı ile Irak   yönetimi tarafından çeşitli baskı ve asimilasyonlara mazruz kalmaktadırlar. Binlerce Türkmen bu yönetimlerin insanlık dışı uygulamalarının kurbanı olmuştur. Bir okadarıda kayıp olup , "irade dışı kayıplar " listesinde yerlerini almışlardır.

Irak halkının genel ve Türkmenlerinde özel olarak nasiplerini aldıkları baskılara , ki bunların başında ifade özgürlüğünün olmaması , sozgusuz ve yargısız infazların yaygın olarak uygulanması, işkence ve idamlara ilaveten Türkmen azınlığa muhasıran birtakım baskılar uygulanmaktadır. Bunlar başta İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi olmak üzere bütün uluslararası belge ve anlaşmalara aykırı olarak uygulanmaktadır. Türkmenlerle ilgili kararlar bizzat ülkenin en yüksek yürütme ve yasama organı olan Devrim Konuta Konseyi tarafından alınmaktadır.
Ülkede Türkmen varlığını yoketmek için uygulanan yoğun Araplaştırma politikaları son zamanlarda etnik temizlik boyutuna varmıştır.  Kerkükten uzaklaştırılan Türkmenlerin sayısı son bir yılda 1000 aileyi aşmıştır. Bunların yerine Arap aileler yarleştirilmektedir. Türkmenleri göç ettirmek ve yerlerine Arapları yerleştirme politikası çok eski bir politikadır ve Irak yönetimi tarafından yaklaşık 20 yıldır yürütülmektedir. Ancak geçen yıldan buyana bu uygulama iktidardaki Baas partisi tarafından etnik temizlik boyutuna ulaştırılmıştır. Türkmen Siyasi Hareketi 1970'ler büyük gelişme gösterdi . Bilinçlenme süreci bu dönemde hız kazandı . Türkiye'ye tahsil için gelen öğrenci saıyısında dikkat çekici bir gelişme Bunda elbetteki refah seviyesnin yükselmesinin büyük payı vardır.19700'lerin başında türkiye'ye tahsil için gelen Türkmen öğrenxi sayısı 10-15 iken bu sayı 1975'te 80'in üzerine çıkmıştır. 1976 ve 1977 yıllarında ise sayı katlanarak yükselmiştir.1978 yılında Irak yönetimi Türkiyede öğrencilerin tahsil yapmalarını ani bir kararla yuasakladı. türkmen öğrenciler eski sosyalist ülkelere tahsil için gitmeye teşvik edildi.
1960 yılında kurulan Türkmen Kardeşlik Ocağı bir klüp hüvviyetinde faliyer göstermekle birlikte Türkmen toplumunun kültürel ve sosyal ihtiyaçlarının yanı sıra milli ihtiyaçlarınıda karşıladı. 1977'de başlayan Baas saldırganlığından nasibini alan yöneticileri, önce görevden uzaklaştırıldı. 1979 yılında tutuklandılar 1980'de idam edildirler.İdamlar devam etti. İdamlara tepki olarak 1980'de Navzang bölgesine askeri karargah kurdu. Örgüt Irak Türklerinin deklare edilmiş ilk siyasi organizasyonu özelliğini taşımaktadır.
1983'te bir araya gelen Irak'ın tüm siyasi kuruluşları örgütün ısrarlı tutumu karşısında ilk defa Türkmen haklarını kabul ederek sonuç bildrisine yazmışlardır. Siyasi konjüktürün değişmesi nedeniyle 1985 tarihinde örgüt faaliyetlerini dondurdu. 1988 yılında Irak Milli Türkmen Partisi kuruldu. Parti Bağdat rejiminin baskıcı, acımasız politiklarını dikkate alarak kendini Irak'ın Kuveyti işkal etmesinden sonra 1991 de deklere etti.  Irak Milli Türkmen Partisi'nin deneyimli ve idealist yöneticilerini çabaları neticesinde dünya Türkmen varlığından haberdar oldu. IMPT yöneticileri Riyad,Beyrut ,Londra ve ABDD'de yapılan toplantılara iştirak ettiler. ABD , İngiltere gibi Irak sorunu ile yakından alakalı devletlerin başkentlerini ziyaret ederek görüşmelerde bulundular.Avrupa Parlementosu gibi önemli mahfillerde kürtlerle eşit temsil edilmeyi başardılar.
Türkmen Siyasi Hareketi 1970'ler büyük gelişme gösterdi . Bilinçlenme süreci bu dönemde hız kazandı . Türkiye'ye tahsil için gelen öğrenci saıyısında dikkat çekici bir gelişme Bunda elbetteki refah seviyesnin yükselmesinin büyük payı vardır.19700'lerin başında türkiye'ye tahsil için gelen Türkmen öğrenxi sayısı 10-15 iken bu sayı 1975'te 80'in üzerine çıkmıştır. 1976 ve 1977 yıllarında ise sayı katlanarak yükselmiştir.1978 yılında Irak yönetimi Türkiyede öğrencilerin tahsil yapmalarını ani bir kararla yuasakladı. türkmen öğrenciler eski sosyalist ülkelere tahsil için gitmeye teşvik edildi.
1960 yılında kurulan Türkmen Kardeşlik Ocağı bir klüp hüvviyetinde faliyer göstermekle birlikte Türkmen toplumunun kültürel ve sosyal ihtiyaçlarının yanı sıra milli ihtiyaçlarınıda karşıladı. 1977'de başlayan Baas saldırganlığından nasibini alan yöneticileri, önce görevden uzaklaştırıldı. 1979 yılında tutuklandılar 1980'de idam edildirler.İdamlar devam etti. İdamlara tepki olarak 1980'de Navzang bölgesine askeri karargah kurdu. Örgüt Irak Türklerinin deklare edilmiş ilk siyasi organizasyonu özelliğini taşımaktadır. 
1983'te bir araya gelen Irak'ın tüm siyasi kuruluşları örgütün ısrarlı tutumu karşısında ilk defa Türkmen haklarını kabul ederek sonuç bildrisine yazmışlardır. Siyasi konjüktürün değişmesi nedeniyle 1985 tarihinde örgüt faaliyetlerini dondurdu. 1988 yılında Irak Milli Türkmen Partisi kuruldu. Parti Bağdat rejiminin baskıcı, acımasız politiklarını dikkate alarak kendini Irak'ın Kuveyti işkal etmesinden sonra 1991 de deklere etti. Irak Milli Türkmen Partisi'nin deneyimli ve idealist yöneticilerini çabaları neticesinde dünya Türkmen varlığından haberdar oldu. IMPT yöneticileri Riyad,Beyrut ,Londra ve ABDD'de yapılan toplantılara iştirak ettiler. ABD , İngiltere gibi Irak sorunu ile yakından alakalı devletlerin başkentlerini ziyaret ederek görüşmelerde bulundular.Avrupa Parlementosu gibi önemli mahfillerde kürtlerle eşit temsil edilmeyi başardılar.
Irak Milli Türkmen Partisi Kuzey Irak'ta Radyo-TV, Matbaa, Basın Yayın Kuruluşu ve en önemlisi Türkçe eğitim veren okullar açtı. bunun yasısıra silahlı kuvvet çekirdeği olacak 350 kişililik bir koruma birliği oluşturdu. Tüm bunlar çok kısıtlı bütçe ile gerçekleştirildi. Ancak bunun çok daha büyük bütçelelerle gerçekleştirildiği sanılıyordu veya o şekilde lanse edilmeye çalışıldı. Yukarıda zikredilen faaliyerler neticesinde ,Türkmenler açısından bölgenin stabil olması ,Türkmen faliyetlerinin yapılabileceği otamın oluşması ve bunun pek çok kimseyi cesaretlendirmesi siyasi arenada IMTP'nin tek kuruluş olarak kalmaması gibi nedenlerle yeni parti ve kuruluşlar kuruldu. Türkmen parti ve kuruluşlarını tek çatı altında toplamak amacı ile Ekim 1994'te Türkmen Cephesi kuruluş çalışmaları başlatıldı. 23 Nisan 1995'te Irak Türkmen Cephesinin kurulduğu resmen ilan edildi. 4-7 Ekim 1997'de Erbil 1. Türkmen kurultayı toplanmıştır. Kurultaya Avrupa , ABD ,Avusturalya'da bulunan Türkmen derneklerinin temsilcileride katılmıştır. Kurultay, isimleri aşağıda yazılı Türkmenlerin ana kuruluşları tarafından tertip edilmiştir.
 

1-Irak Milli Türkmen Partisi

2-Türrkmeneli Partisi

3-Türkmen Bağımsızlar Hareketi

4-Türkmen Kardeşlik Ocağı

5-Türkmeneli İşbirliği ve Kültür Vakfı

6-Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği.

Kurultay Türkmen Kurultayyı'nın ve Türkmen Cephesi'nin ana tüzüğünde kabuk edildi.30 kişilik Türkmen Şuurasu seçildi. Türkmen Şuurası ,Türkmen Cephesi başkanı ve yürütme kurulu üyelerini seçti. Kurultay, türkmen toplumunun siyasi otoritesinin seçilme kurallarınıda belirlemiş oldu. Halen türkmen Cephesi'nin başkanı ve yürütme kurulunun üyeleri dört Türkmen kuruluşunun temsilcilerinden oluşmaktadır.

1-Irak Milli türkmen Partisi

2-Türkmeneli Partisi

3-Türkmen Bağımsızlar Hareketi

4-Türkmen Kardeşlik Ocağı.

Türkmeneli İşbirliği ve Kültür Vakfı ulusal ve uluslararası alanda bir NGO olarak faliyetlerini yürütmektedir.
Kürt yönetimi altında yaşayan türkmenler bugünkü koşullarda kabul edilmesi imkansız baskılara maruz kalmaktadırlar. 199991 yılı öncesinde Erbil'de çoğu devlet dairesinde türkmenler yönetici durumundaydı. Yönetici durumundaki türkmenleri bu görevlerden aldılar. KDP Türkmenleri kürtleştirmek ve Türkmen toplumunun siyasi hareketini pasifize etmek için eski kömünist ülkelerde kömünist partilerin metodlarını uygulamaktadır. Halen resmi görevde olan Türkmenler KDP saflarına katılmaya zorlanmaktadırlar. Türkmen partilerine üye ,sempatizan hatta Türkmen olduğunu belli edenler çeşitli baskılara maruz kalmaktadırlar.  İşlerinde yasa ,yönetmelik ve teamüllere aykırı bir şekilde son verilmektedir. Türkmen işadamlarının ticaret yapmaları engellenemektedir. Baskıların en şiddetlisi eğitim alanında görülmektedir. 1992 yılında bölgede Arapça eğitim veren okulların tamamı kğrtçeye dönüştürüldü. Türkmen aileler o tarihe kadar çocuklarının ,ülkenin resmi dili olan Arapçayı okumalarını tercih ediyorlardı. Türkmen velilerin talebi üzerine Irak Milli türkmen Partisi'nin yaptığı girişimler Celal Talabani liderliğindeki KYB'nin aktif desteği ile olumlu sonuçlar verdi. Türkçe eğitim veren Erbil'de iki , Kifri'de bir okul açıldı. Bu okullara rağbet hergün biraz daha artmıştır. Halen bölgede Türkçe eğitim veren 17 okul vardır. KDP bu yıl okullarda Türkçe eğitimi yasakladı ve öğretmenleri kürtçe öğretmeye zorlamaya başladı. Bu amaçla okulları sıkı kontrol altında tutarak denetlemektedir.
Kürtler bu aşamada bağımsız devlet kurmayı düşünmemektedirler. Bunun gerçekçi olmayacağı idraki içerisindedirler. Bölge ülkeleride bugünkü koşullarda bçyle bir emrivakiye izin vermezler. Ayrıca altyapısıda hazır değildir. Kürt liderleri bunun bilincindedir. İlk etapta hedeflenen , üç bölgeli federal bir devlettir. Altyapı ekisklikler ve devlet yönetimi deneyimi tamamlandıktan sonra bağımsızlık ilan edilecektir. Devlet ; kurum ve kuruluşlardır. Yasama , yürütme, yargı, kolluk kuvetleri gibi kurum ve kuruluşlar açısından bölge yönetimine  baktığımızda resmen olmasada fiilen bir devlet kurulmuştur. 5 Mayıs 1991'de bölgede seçim yapıldı. Irak Milli Türkmen Partisi bu seçimler neticseinde bölgenin merkezi yönetiminden    kopacağı endişesiyle seçimleri boykot etti. Seçimlerin açıklanan nedeni idari boşluğu doldurmak ve vatandaşların gereksinimleri olan hizmetleri yerine getirmek olmuştu. Ancak seçim sornasında kürdistan parlementosu kuruldu. Parlemeto hükümeti kurdu ve sırasiyle mahkemeler ,temyiz mahkemeleri ve diğer kurumlar kuruldu. Bugün ise vergi toplanmaktadır. Polis ,iç güvenlik teşkilatı, istihbarat teşkiları ve en önemlisi 100.000 kişinin üzerindeki kürdistan ordusu kurulmuştur. Bu kuvvetler farklı üniformalar giymektedirler. KDP 1995'ten beri gümrük vergilerini tek başına toplamaktadır. Resmi olmayan ve tahminlere dayanan rakamlar 50 milyon dolar civarılarında olduğu ifade edilmektedir. BMGK 986  karaı ile petrol satışlarından elde edilen gelirin &15'i bölge için tahsis edilmiştir.  Bu gelirin bir kısma altyapı için harcanmaktadır. Bölgenin bugüne kadar çözülmeyen altyapı sorunlar çözülmektedir.   Bu yugulam bölge yönetimi için önemli rahatlama sağlamıştır. Toplanan vergiler ve Habur gümrüğünden elde edilen gelirler hükümet giderleri için harcanmaktadır. Sözde kürt federe devletinin altyapısı hazırlanmaktadır.  Sıkıntı yönetimin dağlık bölgede sıkışık kalması ,ihtiyaç duyduğu düzlük verimli tarım arazilerini ve tabi petrolun Türkmenlerin çoğunlukta oldğu Kerkük-Tuzhurmatu bölgesinde olmasıdır. İlk fırsatta bölgeyi ele geçirmek için harekete geçeceklerdir. Bölgede kürtlerin bu amaçlarını gerçekleştirmelerini engelleyecek hakiki bir güç bulunamamaktadır.

IRAK TÜRKMENLERİ İÇİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ  

31 Ağustos 1996'da IRak kuvetlerinin Erbil'e düzenlediği baskında çok sayıda Türkmen tutuklanmış , Türkmenlere ait bürolar tahrip edilmiştir. Bu hadiseden sonra Türkmen meselsi gündeme gelmiştir. Türkmenler için yeniden çözüm arayışları başlamıştır. Çözümlerden birtanesi Türkmenlerin Kuzey Irak'taki yönetimde yer almaları olmuştur. Halbuki bu istek kürt partileri tarafından yıllardan beri yapılmaktadır. Zaman zaman bu yönde baskılar da yapılmaktadır .Amaç bölgede kurulan kürt yönetimine meşruluk kazandırmak ,Türkmenlerden ise vitrin malzemesi olarak istifade etmektir. Bu çözümün Türkmen toplumunun lehine olması için iki şarttan biri gerçekleştirilmelidir.

ÇÖZÜM ÖNERİSİ (I)

Türkmenlerin varlığı ve hakları hukuki bir zemine oturtulmalıdır. Bu nacak ;

a-İki küer partisi veya bölge parlemantosu ,Türkmenlerin statü ve haklarını belirleyen bir deklerasyon yayımlamalı veya ,

b-Kürt-Türkmen ilişkilerini düzenleyen ve bölgede yaşayan Türkmenlerin statüsünü kabul eden bir prtokol taraflar arasında imzalanmalalıdır.

Bu iki şarttan biri gerçekleşmeden bölge hükümetlerine katılmak son derece yanlış ve sakıncalıdır.

ÇÖZÜM ÖNERİSİ (II)

a-Irak'ta mevcut yapnın devam etmesi durumunda Kuzey Irak'ta bie başke deyişle , özerk bölgede Yukarıda zikredilen iki şarttan biri muhakkak gerçekleştirilmelidir.

b-Irak'ın diğer bölgelerinde yaşayan Türkmenler için 1932 deklarasyonunda taahüt edilen haklar ve yükümlükleri yerine getirmesi için Iraka baskı yapılmalıdır.

ÇÖZÜM ÖNERİSİ (III)

Irak'ta federasyon benimsendiği takdirde çözüm "Eyalet Sistemi" olmalıdır. Buna göre Irak en az 7 eyaletten oluşacaktır. Bir Türkmen eyaleti veya federe bölgesi çin çaba harcanmalıdır. Bir Türkmen eyaleti bölgede denge unsuru olacaktır. Etnik çatışmaları önleyteceği gibi ayrılmayı da önleyecektir. Bu durumda Kerkük petrolleri Türkmen bölgesinde kalalacaktır. Bu ve başka nedenlerden dolayı birlikten ayrılan eyaletin tek başına ayakta durması imkansızdır.

SONUÇ

ABD ve Müttefikleri ile Irak arasında 1998'de patlak veren  gerginlik sıcak çatışmaya dönüşmeden BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile Irak yönetimi arasında 23 Şubat 1998 tarihinde varılan anlaşma ile önlenmiştir. Ancak sorun çözümlenmemiş ertelenmiştir.   Bir hususu herzaman göz önünde bulundurmakta yarar vardır . Irak nezaman ne yapacağı belli olmayan bir diktatör tarafından yönetilmektedir. Yeni krizler herzaman muhtemeldir ve önümüzdeki dönemlerde patlak verercek bir krizin sıcak çatışma ile sonuçlanması kaçınılmazdır. 23 Şubat 199998 Bağdat Andlaşması Irak için son şanstır. Irak diktatörü bu fırsatı öncekiler gibi heba etmemelidir.

Batılı ve bölge ülkeler başkentlerine Irak'ın geleceği ile ilgili senaryolar üretilmekte ve planlar hazırlanmaktadır. Bu planların en ciddisi ve sakıncalısı Kuzey Irak'ta benzeri bir oluşumun kurulmasırıdr.   Bazı Iraklı gurupların bu yöndeki isteklerini ilgili ülkere ilettiklerini biliyoruz. Bu gelişme Irak'ın üçe bölünmesi , Türkmenlerin ise kürt boyunduruğuna teslim edilmesi demektir. Türkmenlerin aleyhine olacak bu gelişme karşısında derhal harekete geçilecek Kerkük merkezli korunan bir Türkmen Güvenlik Bölgesi ihdas edilmelidir.